25/11/2007
kızımın şiirlerinden

Ve bitti sonunda...
İmkansızlık örtüsünü yırtıp
söz verdiğimiz geceden
seksen beş gün sonra
söylenecek söz değil şiir bile yok
bir veda,bir sebep...nasıl ayrılık bu!
Vakitsiz ayrılık desem...
Hangi ayrılık vakitlidir ki zaten.
Ütüsüz gömlek gibi huzursuzum,
yetim ifadesi duruyor ellerimde
en sevdiğim Çamlıca bile
şarkılar söylemiyor ela gözlerime
Kolay olanı seçtin düşmüş kozalaklar gibi
Rüzgara,yağmura direnebilmektir yiğitlik
Oysa sen güneş açtı diye özeniverdin

Bahar sevdalısı muhacir kuş leyleğe
Ne yapayım şimdi; çamaşır,bulaşık
Ütü,yemek,biçki-dikiş ve nakış
Unutturur mu dersin saatler,günler
Hatta yaşanacak hicran dolu seneler
İlk göz ağrımı seni bana?
Unutsaydı Cahit Sıtkı unuturdu ölmeden
Söyletme beni,unutsaydı
İlk göz ağrım unuturdu ilk göz ağrısını!
Her şey seni hatırlatıyor

Ruhsuz fincanlarda kahve kokusu
Çaydanlığın dibindeki kireç tortusu

Mehtaplı gecedeki yalnızlık duygusu
Kırmızı Zambak ve daha neler...
Hepsi alışmış sana bana sevdamıza
Nasıl karışsınlar ki yalnızlığa!
Seni unutmak için ilkin
Telefonumu sattım yok pahasına
...pişman olup geri döndüm dükkana
Zalım! Satıvermiş hatıralarımı
Duygusuz belki taş yürekli bir adama
Sonra terk ettim bu şehri ve seni
Kilometrelerce uzağa Bitlis’e gittim
Tövbeler ettim sevgiye-sevgiliye
Dinlemedim yüreğimi,söz vermiştim zihnime
Kurtulmuştum güya ıstıraplarımdan...
Gürün’de görünce yıldızları,hilali

Sere serpe uzanırken dağların kucağında
Gözlerin,ille de gözlerin geldi aklıma
Olmamıştı,göle çaldığım maya
ihanet ermemişti Nasreddin Hoca’ya
Çalkalanmış gazoz şişesi misali
Dönüverdim sensizliğime,İstanbul’a.
Kıvranırken içimde hicran yaraları
Çocukluğumun geçtiği sokaklara
Gazi Çınarcık’a gittim.
Güneş tarifsiz doğup dağların ardında
Şaire gün doğururcasına batıyordu
Sığmıyordum dünyaya ve kızıyordum
Madam Bovary’nin yaptıklarına.
Bu kez içimde depremler oluyordu
Ruhsuzca veda ediyordum Çınarcık’a.

Ve denizin ortasında anlamıştım
Geri dönüyordu acılarım İstanbul’a.
Tam beş ay oldu sen gideli
Sen gideli gözüme uyku girmedi
Yüzüm bir lahza gülmedi
İçimde kopan fırtına bir anlık dinmedi
Radyoda benim için bestelenmiş gibi
Hasret,hicran şarkıları bitmedi
Devlet ekonomisi düzelmedi
Amerika’da ikiz kuleler çöktü
Türkiye Afganistan’a asker gönderdi
Ben yine çok şey öğrendim haayttan
Mesela Rumi aylardan Teşrin-i Sani...
Seni unutmak için Spilbergh gibi
Hayal gücümü çalıştırdım fayda etmedi

Dualar ettim gündüz ve geceleri
İş aradım durdum mesaili
Nefret etmeyi denedim olmadı
Bir top kumaşı diktim olmadı
Doluya koydum almadı
Boşa koydum dolmadı
Seni unutmak için
Ne yaptım ne ettimse olmadı
Olmadı unutamadım seni!
Dedim ya;
Bu ayrılık çok vakitsizdi.
Esra Aksu

