sanal bacı

pacinin dünyasında neler var

« Önceki |

17/3/2008

hac günlüğüm

anlatmakla degil yaşanınca anlaşılır HAC GÜNLÜĞÜM

9/mart/2000 tarihinde gitmiştim

 

Ruh ve duygularımızın kirlenmiş olması sebebi için çıkıp, o güne kadar tanımadığımız farklı bir kapıdan bir başka aleme yolculuktur hac.

Bazen neşe, bazen korku, bazen muhasebe duygularıyla buruklaşan ruh alemi sanki ahiretin koridorlarında yürüyormuşcasına tedbirli ,temkinli duygularla o manevi alemin yolcusu olursun bir anda.

Eski bir denteli sökercesine ,benliğinde bütün duygu vede düşünceler ilmek ilmek sökülüp yeni bir dantel örmeye başlarsın ..bu kez hiç eskimeyecek bir dantel..

Kalp yeni taptaze gerçeklerle tanışıp halleşip ve hiç unutmayacagın duygularla manevi alemde derinleşirsin.

 

Kabe kadar güzel hüzünlü ama çözemediğim sırlarla dolu mekan.

el sürme isteğini paylaşan ruhlar ebediyen başka bir ibedet yeri aramadan kurtulup. Yakaladığın bu cazibeyi unutamazsın burada.

 

ARAFAT.

 

Burada yaşanan zamanın öyle derinliği vardır ki, ilk kez bulunma bahtiyarlığına ermiş ruh, beden herhalde hiç ölmez sanırsın....

Duaların, yakarışların ,iç çekmelerinen ürpertici haline şahit olursun.

öğle namazı ile başlayan ve sonra ağlayışlar gökyüzünde meleklerin çığlıkları ile bütünleşen bir tablo..

Ebedi saadet ümidi vücutlarda hissedilen hafiflik, bir büyük açılışın sağnak halinde yağan rahmet onunla yıkanan beden dünyaya ait olan herşeyden sıyrılıp, hülyalara daldığın bir okyanus...

ödüllendirildiğin gün"hacı olmak"

 

MÜZDELİFE

Sonsuzluğun mekansızlığa, ğöklerin yere indiği arzın semavileştiği duygularla inersin müzdelifeye.

başka bir liman, oradada bakışların buğulandığı       başka bir heyecanla çarpan kalp

ezan ve kametlerle yapılan vakfe gene bedenleri saran duygular ,ruhlara en yüce hakikatı tekrar hatırlatan bir film şeridi..

farklı bir pencereden ayrı bir netlikle bakıp yalvarma isteme yeri(kul haklarından kurtulmak için)

 

MİNA

"

Arafat müzdelife vakfeleriyle temizlenmiş kalpleri, mantığın zindanına koyup ruhuna teslim ettiğin benliğinle varırsın minaya.

konaklama kısa sürüp öfkenin ,hırsın velhasıl nefislerin paylarını aldığı mekan.....

JAMARAT

 

 

3günlük derinleştirilen duygu ,düşüncelerle varırsın bu mekana .

elindeki taşlarla kovalarsın ,yaralarsın belkide öldürürürsün nefsini*(ŞEYTANI)

 

sonra dönersin kabeye ,verilenlerin yaptıklarının karşılığında aldığın belgeyi imzaladığın gündür

  o gün "HACI"

Rabbimin sundugu o nefis sofranın sonu....

Evet..işte bitti rabbimin seni ağırlaması, sağnak halinde yağdırdıkları...

artık sen kendini ağırla bu günden sonra.....

Mümkünmü o güzellikleri unutmak arar.Annenin elinden tutmuş bir coçuk gibi ,güvenli dönerken telaşlı ,endişeli fakat okadarda ümitli yol alırsın. kendini dönme büyüsüne kaptırmış ruh ne bilinmez kapılardan geçer....

Kabenin büyüklüğü derinliği canlanıp seni saracakmış gibi hisseder ürperi tarif edilmez acılar sarar ruhunu bedenini kahrolursun.

Bu noktaya ulaşan ruhun eda ettiği tavafın namazın içtiği zemzemin tadı daha başka olur .

 

O gün bir başka görünür gözüne Kabe....

duymaduğın sesleri duyar kulakların..

gözyaşların kurur sanki ağlamaktan ,evet gelmiştir artık... vakit

VEDA zamanı ............

kelimeler yetmez vallahi hissettiklerİne duygular şaha kalkmış at misali ,yaparsın tavafını ağlayarak ayrılırsın artık oradan

birdaha dönmemek üzere...

 

 

MEDİNE

 

Kalpte yanan bu ayrılık ateşi birden küllenir akla gelen düşüncelerle,

yoğunlaşır düşünceler RASULLULAHA.

 kavuşma arzusuyla

dağlar secdeden kalkmaya başlar nöbet tutan askerler gibi dikilirler yol üstünde,

tabelalar direkler boş durmaz zikre cagırır seni,

karanlıklar içinden fark edersin bir ok " TAİF" diye

tüylerin ürperir bakışların bulanır beynine hucüm eder kanlar ,hırslanırsın arslan kesilirsin o an...

fazla sürmez o hal dönersin eski haline gel,ince aklına RASULUNsözleri...

zikirlerle molalarla gittiğin yolda çıkar karşına KUBAMinareleri bembeyaz heybetiyle daha içine sindiremeden yol döner sağa varırsın menzile. on minaresiyle acılan kubbeleriyle

MESCİDİ- NEBEVİ

 MEDİNE

Yanı başında yatar ashap dümdüz toprak altında ,genede memnunlar arkadaşları ,efendileri ışık tutar o karanlık topraga.

Bir başkadır baki mezarlıgı .

yaşanır, paylaşılır oradaki umutlar, yalnızlıklar, güzellikler ve neler neler..

günler başlar namazla, önüne gecilmez bir duyguyla arzuyla çetin bir savaştır " cennet bahcesinde" kılınan namaz

 

UHUD

Hurma ağaclarının arasından gecersin  yalnız daga (UHUD) varırsın

bir başka güzeldir dağlar boynu bükük karsılar

 hz.HAMZA cağırır seni yanına.

 tepedeki okcuların terkedşlerini görür, hüzün kaplar ruhunu  yaşarsın sanki o anı.

 o buruk günü  şehitlerin toplanması yaraların temizlenmesi cenaze namazlarının kılınması, hisseder görürsün ruhunun derinliklerinde bakışların değişir .....

döner gelirsin SAV efendimizin yanına diz çöker yalvarırsın aglarsın şefaat dilersin o güzel bahçede.

etrafında kalabalık kalkar, kalırsın tek başına duyarsın HZ. hüseyin HZ. hasanın seslerini dalar gidersin

hülyalara keşkeler başlar  yine  ne olurdu sanki o zamanlarda yaşasaydın diye...

gelir ayrılık günü anlatılmaz duygular "elveda ya resullullah" maniler yerleşir dudaklara .

mekkeden ayrılırken teselli vardı kavuşacam diye RASULLULLAHA ya şimdi ne var .....

Ruhunu oralarda bırakıp bedenini yüklenip gelirsin havaalanına.

bir rüya gibidir şimdi zaman .

Zaman, hasret alevlenir damarlarında akıtır gözyaşlarını durursun .

Rüyalarınla paylaşırsın o güzellikleri

"hasret ne güzel kavuşurken

bölünmez ikiye dal yeşilken"

Bir ses, bir resim ,bir insan gördükce coçuklar gibi coşar .

Canlanır anılar yalvarır durursun rabbim tekrar nasip et diye.....


Kategori: gunluk | Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

25/11/2007

hac

Hac ibadeti (2000 yılındaki hac uygulamalı görüntüler içinde benim kafilemde var)

1.bölüm

2.BÖLÜM

 

 


Kategori: gunluk | Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

31/10/2007

ÖZLEDİM

ÖZLEDİM

neyimi anlatayım dinle belki sıkılır belkıde o anları yaşarsın sende.

cidde havaalanında bekleme çilesini yüzünü görmediğim kadın polislerin üstümü aramasını evime telefon etmek için sarf etteğim çabayı hasırların üstünde kıldığım namazları bavulların üstünde gecirdiğim saatleri kokulu tuvaletlerde içtiğim sigaraları abdest almak için girdiğim kuyrukları33 model sarı otobüslere binmeyi su dağıtan bilalleri yol boyunca söylenen LEBBEYKleri molalarda siğara içmeyi otele ilk geldiğimizdeki kargaşayı 5 kişilik odalarda  asılı çamaşılar arasında sünger yastıklarda yatmayı sauna sıcaklığındaki koridorda bulunan masada cay içmeyi sonra kabeye giderken yol boyunca bu kac riyal demeği beleş ayran biskivi almayı  servisten inip binme telaşını koşarak yürüyen merdivenlere gitmeyi sınırda terliklerimi cıkarıp yalın ayak yürümeyi yüzlerini görmediğim arifelerin ayşelerin çantamı aramasını yatanların kuran okuyanların arasında kah atlayarak kah basarak geçmeyi bidonlarda şişeme zemzem doldurmayı kabeyi her görüşümde kalbimin heyecanla carpması hatimin duvarına dokunmayı rukni yemanıden gelen kokuyu haceri esvede yaklaşınca sıkışan safları ağzıma yüzüme değen tokyaları hapşıranların tükürüklerini tavaftan sonra makamı ibrahimin yanında namaz kılmayı seccadede iken başıma yada ayagıma basılmasını  zemzemde sırık sıklam olmayı zincire bağlı maşrapaların seslerini namaz kılmak için  yer aramalarımı saatin altında eşim le buluşmayı hacı tarik deyip ilerlemeyi kabeye karşı oturup hayaller kurmayı ağzında misvakla dolaşan görevlileri fatihadan sonra amiiin diyen malezyalı kardeşlerimi ilk komutta yatıp son komutta secdeye ğitmeyi(haceri esvedi daha cok görebilmek için)

yatsı namazı cıkışında otele ğiderken içtiğim gazozları çöp tenekelerin kokusunu tavuk dönerlerinin kokusunu arkama takılan dilencileri velhasıl oralarda geçirdiğim 33 günün saniyesini bile ÖZLEDİMMMMMMMMM

 

 

 


Kategori: gunluk | Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

21/6/2007

hayırlı cumalar

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN


Kategori: gunluk | Yorum (3) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

15/3/2007

°°°Resul'e arzuhaliniz...°°°

YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL

 


Gül Peygamberimize
Ümmetce bir bütün olmak,
tek yürek olmak için,,
hep birlikte tek bir cümle ile;

Seni Seviyoruz Ya Muhammed (s.a.v)

haykırış nidalarımızın
tüm zamanlarda gökkubbeyi inletmesi dileğiyle,

nidalarızı ve güllerinizi buraya bırakırmısınız?

 Seni andım göz nurum
Benim gönül sürurum
Hoşnutluğun huzurum
Gün, akşam olacaktır
Gül yüzler solacaktır
Biricik sevdiceğim
Yâr, söyle neyleyeyim...

Hasret vurur her nefes
Yakar, özlemin bitmez
Sana koşarken herkes
Can, kanat takacaktır
Ruhlar uçuşaçaktır
Sana muhtaç sîneyim
Yâr takat ver, geleyim...

Seni sevmekle... ömrüm
Sana yanmakla... gönlüm
Seni anmakla... günüm
Nihayet bulacaktır
Sevgin kucak kucaktır
Seven kurtulacaktır
Seveyim hep seveyim
Yâr, sevdana köleyim...

Huzurunda el pençe
Beklesem senelerce
Bir ömür, mevsimlerce
Dilimde selâm, salât
Saygım, sevgim her saat
Şükrüme yetmez derim
Sevgili Peygamberim...

Kulluktan uzaktayım
Sensizsem firaktayım
Aşk yağan sağnaktayım
Nurun hep yağacaktır
Sevdan ıslatacaktır
Ben nasıl sevmeyeyim
Yâr, nasıl sevmeyeyim...

Güllerin kokusunda
Hak aşkın dokusunda
Yolların yokuşunda
Senden iz olacaktır
Sevenler bulacaktır
Bulabilmek dileğim
Sev ki sevebileyim...

Senden, seni sevişim
Gönlüne serpilişim
Yardımınla her işim
Zor, kolay olacaktır
Müşkül hallolacaktır
Sen istersen Efendim
Sen dilersen Efendim...

Bir ufacık damlayım
Sana yalvarmadayım
Hasrette kalmayayım
Ayrılık yakacaktır
Yürek kavrulacaktır
Dertteyim, kederdeyim
İznin olsun, geleyim...

Ocağında kül oldum
Sevdim seni gül oldum
Gerçeği sende buldum
Aklım lâl olacaktır
Kalp dilim soracaktır
Sevmek nedir, Efendim
Dem o demdir Efendim...

Ezel günü güzelim
Ben aşkınla güzelim
Kalbim, dilim ve elim
Hep seni yazacaktır
Gönlüm yalvaracaktır
Aç gölünü Efendim
Muhtaç gönlüm Efendim...

Sevilenlerin nazı
Sevenlerin niyazı
Şu inciler, gözyaşı
Aktıkça akacaktır
Her damla koşacaktır
Yürek dağlanacaktır
Bir gülümse Efendim
Sevdim de sevinelim...

Ömür boyu her mevsim
Davet et isim isim
Gelelim can ve cisim...

Ruhlar koşuşacaktır
Gönüller coşacaktır
Kalp evinde söz: Allah
Saf saf Ya Rasülallah


Huzuruna gelelim
Hakine yüz sürelim
Salât ile inşallah...

Sevgilisin, sen yârsın
Kış içinde baharsın
Dil, gönül seni ansın
Adın, gökte bayraktır
Rahmetin sığınaktır
Canlar canı Efendim


 

 

n n n n n n

RESÛLULLAHIN DUÂLARI
Peygamber efendimizin, Müslümanların nasıl duâ etmesi gerektiğini bildiren Hadîs-i şerîfleri pek çoktur. Birkaçı şöyledir:
“Yâ Rabbî! Sana ve Resûlüne itâ’at etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!”
“Yâ Rabbî! Faydasız ilimden, makbûl olmayan ibâdetten ve kabûl edilmeyen duâdan sana sığınırım.”
“Yâ Rabbî! Bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!”
“Yâ Rabbî! Her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve âhıret azâbından bizi koru!”
“Yâ Rabbî! Bizi sabreden ve şükredenlerden eyle!”
“Yâ Rabbî! Bizi dostlarına dost, düşmanlarına düşman olanlardan eyle!”
“Yâ Rabbî! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten ve her çeşit hastalıktan sana sığınırım!”
“Yâ Rabbî! İşinde sebât eden, nîmetine şükreden, ibâdetini güzel yapan ve doğru konuşanlardan eyle!”
“Yâ Rabbî! Kusûrlarımızı ört, korkulardan emin kıl ve borçlarımızı ödememizi nasip eyle!”
“Yâ Rabbî! Sıhhat, âfiyet ve güzel ahlâk ver! Kazâ ve Kaderine rızâ gösterenlerden eyle!”
“Yâ Rabbî! Gece ve gündüz gelecek kötülüklerden, sıkıntılardan kötü arkadaştan ve kötü komşudan sana sığınırım!”
“Yâ Rabbî! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım!”
“Bize dünya ve âhırette güzellik ver ve Cehennem azâbından bizi koru!”
“Bedenime, kulağıma, gözüme sıhhat ver! Küfürden, fakirlik ve kabir azâbından sana sığınırım.”
“Yâ Rabbî! Ölünceye kadar ibâdet etmemizi, ömrümüzün hayırlı amellerle sona ermesini nasip et ve Cennetini ihsân eyle!”

n n n n n n

 


Kategori: gunluk | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

1/6/2006

NE GÜZELDİR

 

 

 

NE GÜZELDİR

Ne güzeldir dört gözle beklediğin bir haberin gelmesi
Ağrının dinmesi
Yıllar sonra bir gün biryerde çocukluğunda annenin
senin için yaptığı kurabiyelere rastlamak
Yağmurdan sonra açan güneş
Buz gibi sokaktan sıcacık eve girmek
Yorgunluktan bitmişken yatağa uzanmak
Tuttuğun takımın ezeli rakibini yenmesi
Kızgın kumlarda uzun uzun yattıktan sonra
bedeni denizin serinliğine bırakmak
Sabahları kızarmış ekmek kokusu ile uyanmak
Bir doktor muayenehanesinin kapısından
şüpheleri dağıtmış olarak sevinçle çıkmak
Bir bahçenin onünden geçerken duyduğun hanımeli kokusu
Sabah uyanıp o günün tatil olduğunu hatırlamak
Artık bitti" derken seni arayıvermesi
Yaşlı ana babanın hala çaldığınız kapının arkasında
yada hattın obür ucunda olması
Fırından yeni çıkmış ekmeğin köşesi
Bir köşede birbirine sarılmış uyuyan kedi yavruları
Evinden pişmekte olan yemek kokusunun yayılması
Soğuktan titrerken eline tutuşturulan bir bardak çay
Meteliksiz bir günde çoktandır giymediğin ceketin cebinden para

çıkması
Uzun sıcak bir çınaraltı
Sabahtan beri ayağını vuran ayakkabıları çıkardığın an
Sudan bir sebeple küstüğün arkadaşınla barışmak
Yıkanmış ütülenmiş mis gibi kokan yatak takımlarının koynunda uyumak
Bir sandalın kenarına oturarak bacaklarını denize sallandırmak
En sevdiğin yemeğin ilk lokmasını ağzına aldığın an
EN ÖNEMLISI NEFES ALMAK
KONUŞMAK
DUYMAK
YÜRÜMEK
GÖRMEK
ANLAMAK
Ne güzeldir arkadaşlarından, sevdiklerinden, sevgiliden alacağın sıcacık bir merhaba...

MERHABA…

(alinti)


Kategori: gunluk | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

12/5/2006

anneler günü


Kategori: gunluk | Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

22/4/2006

alıntı Gül kokusu yayılmalı

GÜL KOKUSU YAYILMALI

Gül,aşıkların sevgiliye serenatıdır.Gözyaşıdır,duadır,yakariştır.Asr-ı Saadetten bir yadigar,bülbüllerin gönlünde ah-ü zardır gül.Alemlerin Efendisinin(s.a.v) kokusundan nasibi vardır güllerin.Bu nasip yüzündendir ki,asırlardır bahtiyardır gül.Aşıkların ciğerinden akan kan,cümle çiçeklere sultandır gül. Şair şöyle başlıyordu:"Ben sözlerimle Efendiler Efendisini övmedim övemem.O'ndan bahsederek sözlerimi methettim sadece." Biz güllerden bahseterek O'nun güzelliğini nasıl anlatalım? O'ndan bahsedildikçe güzelleşiyor hayat.O'nunla manasını buluyor yaratılmış ne varsa.Ve biz Güllerin Sultanı'nı tanımaya her zamankinden fazla muhtacız.Allah(c.c) " O sizin için en güzel örnektir" buyurmadı mı? Hayatımızın her anında ,her alanında en güzel örnek O değil mi? Asaletin,inceliğin,zarafetin,ahlakın,letafetin zirvesinde O vardı.Ah O'nu bir tanıyabilsek.İşte o zaman hayatımız gül olurdu;evlerimiz gül bahçesi.

Hani bir gün Alemlerin Efendisi Aişe validemızden bir bardak su ister.Validemiz suyu getirince "Önce sen iç ya Aişe" der.Hz. Aişe suyu içer.Efendimiz bardağı alır ve suyu bardağın validemizin ıçtiği kenarından içer.Su güldür o an,bardak güldür,dudak gül...

Hani validemiz sorar bir gün:
" Ya ResulAllah beni nasıl seviyorsunuz?"
"Kördüğüm gibi ya Aişe."

Seneler sonra bir kez daha sorulur aynı soru.Cevap aynıdır:
"Kördüğüm gibi."

Peygamber Efendimiz'in dünyada ki son günleridir.Soru tekrarlanır." Beni nasıl seviyorsunuz ya ResulAllah?" " Hala ilk günkü gibi ya Aişe..." Soru güldür o an,cevap güldür,gönül gül...

Bir gün Efendimiz Sahabelerine seslenir. Siz biraz hızlı yürüseniz.Kendisi Hz.Aişe validemizle geride kalır." Yarışalım mı ya Aişe?" Koşmaya başlarlar.Hz.Aişe yarışı kazanmıştır. Yıllar sonra gene bir yolculukta sahabelerine " Siz ilerleyiniz" der.Validemiz o yarışı çoktan unutmuş,şişmanlayıp gelişmiştir.Hz. Aişe'ye döner Alemlerin Efendisi: " Gel, yarışalım" der. Bu kez Efendimiz kazanır. Tebessüm ederek " İşte bu, o yarışın karşılığıdır" der. Atılan her adım güldür o demde,tebessüm gül,ifade gül...

Hayatımız O'nu örnek aldıkça güzelleşecek. Yuvalarımız Kainatın Efendisini tanıdıkça birer gül bahçesine dönüşecek. Ama, ah O' nu bir tanıyabilsek...

MUHABBETİN RENGİ GÜLDÜR,GÖNÜLLERİN NAKŞI GÜL
AŞKIN KOKUSU GÜLDÜR,DOSTUN BAKIŞI GÜL
NE ZAMAN BİR GÜZELLİKTEN SÖZ AÇILSA İLK SÖZ GÜL OLUR,SON SÖZ GÜL
GÜL ALINIP GÜL SATILAN PAZARLAR,GÜLÜN GÜL İLE TARTILDIĞI DİYARLAR VARDIR.
GÖNÜLLERE O DİYARDAN BİR NEŞE TAŞINACAKSA SÖZE GÜLLE BAŞLAMALI.
GÜL KOKULARI YAYILMALI HANELERE.


Kategori: gunluk | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

14/4/2006

peygamberimizin hayatından(1)alıntı(acizane.com)




Peygamberimiz (sas) nasıl bir insandı?

Peygamberimiz (sas) nasıl bir insandı?
* Peygamberimiz (sas), karşılaştıklarına mutlak selam verirdi. “Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir.” buyuruyordu.

* Gönüllerin efendisi (sas), her işe besmele ile başlardı. Bu konuda, “besmele ile başlanmayan işin hayrı ve bereketi kesiktir.” buyurmuştu.

* Nebi (sas) acıkmadan yemez, karnı tam doymadan da yemekten kalkardı. “Karnınız iyice acıkmadan yemeğe oturmayın; tam doymadan da kalkın.” diyordu.

* Güzeller güzeli (sas), insanların toplu bulunduğu yerlere ve mescidlere güzel kokular kullanarak giderdi. Kötü kokuyla topluma çıkılmamasını istiyordu.

* Kutlu Nebi, Sahabilerden biri hasta olduğunda onu ziyaret eder, geçmiş olsun dileğinde bulunur ve bir ihtiyacı olup olmadığını sorarlardı.

* Namazlarını hep cemaatle kılar ve ashabına namazda cemaati kaçırmamalarını kuvvetle tavsiye ederdi.

* Evlere gidişte kâinatın iftihar tablosu’nun sünneti, kapının sağında veya solunda durmak, kapıyı en fazla üç defa çalmak, şayet cevap verilmiyorsa geri dönmekti.

* Efendimiz, insanlar arasında, renk, dil, soy-sop, zenginlik ve yoksulluk gibi sebeplerden dolayı ayırımcılık yapmazdı. Üstünlüğün Allah’a itaat ve takva’da olduğunu söylüyordu.

* Efendimiz tane tane konuşurdu. Anlattıkları iyice kavransın diye bazen önemli meseleleri üç defa tekrar ederdi.

* Kutlu Nebi (sas) insanlara şaka yapardı. Ancak şakalarında asla yalan olmaz, gerçeğin farklı tonda bir parıltısı görülürdü.

* Allah Resulu (sas) insanlara emeklerinin karşılığını hemen verirdi. Bunu ahlak olarak Müslümanlara da tavsiye ederdi: “İşçinin ücretini alnının teri kurumadan veriniz.”

* Seçilmiş insan (sas), hayvanlara merhametli davranır; onlara eziyet edilmemesini, fazla yük yüklenilmemesini ve iyi bakılmasını emrederdi.

* Nebi (sas), sahabe-i Kiram’ı gece namazına teşvik eder, kendisi de mutlaka her gece uzun uzun teheccüd namazı kılardı.

* Abdestli olarak yatar ve yatarken sağ tarafına dönerdi. Dişlerini temizler ve herkesten mutlaka diş temizliğine önem vermelerini isterdi.

* İmkanları ölçüsünde misafirlerine yedirir ve içirirdi. Bunu da, “Allah’a ve kıyamet gününe iman eden kimse, misafirine ikram etsin” tavsiyesiyle ashabına duyurmuştu.

* Eşsiz bir aile reisi olan efendimiz, evine girdiği zaman ailesine ve evdekilere selam verirdi.

* İki cihan güneşi, çocuklarla karşılaştığında onlara selam verir, onlarla şakalaşırdı.

* Boş sözlerden kaçınırdı. Bu konuda, “mâlayani şeyleri terk etmesi, bir kişinin Müslümanlığının güzel olmasındandır.” buyurmuştu.

 

      Hz. Muhammed  ( s.a.v )

* Rasulullah (s.a.s.) güler yüzlü, tatlı sözlüydü,
* Kimseye fena söylemez, kimsenin sözünü kesmezdi,
* Sert değildi, yumuşak idi,
* Edep ve hayâ âbidesiydi,
* İnsan severdi, Dosttu,
* Çok mütevâzi idi. Vâkurdu.
* Boş ve lüzumsuz konuşmazdı.
* Karşısındakini candan dinlerdi.
* Çocukları çok sever ve okşardı. Bir hadisi şeriflerinde şöyle buyururlar : "Büyüklerimize hürmet etmeyen, küçüklerimize merhamet etmeyen bizden (kâmil ümmetimizden) değildir"[1]
* Fazilet sahiplerine saygı gösterirdi.
* Akrabasını ve komşusunu hatırdan çıkarmaz, onlara ikrâmdâ bulunurdu. Fakat onları kendilerinden üstün, faziletli olanlara tercih etmezdi.
* Cömertti, şefkatliydi,
* Sözünde mutlaka dururdu.
* Dinlemesini, söylemekten fazla severdi,
* Nefsine hâkimdi,
* Beyaz giymeyi tavsiye ederlerdi,
* Namazı noksansız kıldıranların en hafif kıldıranıydı.
* Güleceği zaman mübarek elini, mübarek ağzının üzerine koyardı.
* Kahkaha ile gülmez, fakat daima mütebessim bulunurdu.
* Verilen müjdeler şükrederdi,
* Uyurken mübârek sağ elini, mübârek yanağının altına koyardı.

* Herkesin isteğini mümkün olan ölçüde, yerine getirirdi.
* Eli çok açıktı, cömertliği deryadan farksızdı,
* İlim, hikmet çağlayanı, sabır timsaliydi,
* Atılgandı, tehlikeden korkmazdı, heybetliydi.
* Gelmiş ve gelecek insanların en cesur ve en kahramanı, en kuvvetlisiydi.
* Hanımlarına karşı insanların en yumuşağı ve ikrâmlısıydı. Onlara karşı daima tebessümlüydü,
* Ne yer, ne içerse hizmetçisine de aynısını verirdi, Vefat ederken son anlarında dahi : "Elinizin altındakilere (hizmetçi ve işçilere) iyi davranmamızı, onların haklarını gözetmemizi ve namaza dikkat etmemizi" tavsiye buyurmuştu.[2]
* Sofradan daima doymadan, yarı aç kalkardı.
* Temizliğe son derece ehemmiyet verir ve riâyet ederdi,
* Özel işlerini kendisi yapardı. Döşeği içi hurma lifi dolu deridendi.
* Dünya malına asla rağbet göstermezdi, Bir gün yanında dünyalıktan bahsettiler, Buyurdu ki : "İşitmiyor musunuz? Sâde hayat imandandır"'
* Ekseri yediği arpa ekmeği ve hurmaydı, Allah'ın huzuruna kavuştuğu vakit, evinde az bir arpadan başka yiyecek maddesi bulunmamıştı.[3]
* Kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı,
* Çok adildi.
* Sosyal adaleti ve kardeşlik hukukunu en güzel o uyguladı.
* Çalışmaya, ilim ve irfana, icad ve keşiflere teşvik etmiştir.
* Daima Hakk'ın ve haklının yılmaz savunucusuydu.
* Zulüm ve sömürünün amansız düşmanıydı.
* İnsanların faydası için, kendi rahatını terk ederdi,
* İnsanlara madde ve mevkisine göre değil, takvâ ve ahlâkına göre değer verirdi.
* İlim-irfan âdab-erkân şiârıydı.
* Hayatı iman ve cihad olarak görmüştür,
* Cahil bir toplumu, dünyanın en insâni, en müreffeh devleti haline getirmiştir, O'nun tebliğ ettiği İslam Nizamı'nı hayatlarına gerçek mânasıyla tatbik eden cemiyetler, yine aynı şekilde dünyanın ve insanlığın efendisi olurlar,
* Modern medeniyetin öncüsü ve insanlığın manevi mimarıdır.
* İlk defa insan haklarını tam manâsıyla o açıklamış ve bunu tatbik etmiştir.

Rasulullah (s.a.s.) her yönden örnek alınacak en mükemmel insandır, Her müslümanın O'nu en güzel şekilde öğrenip tanıması; Onun yüce ahlâkını yaşamaya ve yaşatmaya çalışması lazımdır, Çünkü O'nun ahlâkı, Kur'ân ahlâkı idi. Hz. Âişe (r,anha) Validemize, Sahabeler Rasulullah'ın (s.a.s.) ahlâkını sordular. Buyurdu ki : "Siz Kur'ân okumuyor musunuz Allah Rasulü (s.a.s.)'nün ahlakı Kur'an idi"[4]

Şair Nabi şöyle diyor :
"Çalış, ehl-i kemâl ol, uyma her nâdân-ı gümraha,
Baş eğ, el bağla, sonra gel Huzuru Hazreti Şâh'a."

Rasulullah (s.a.s.) Efendimizin çok yapmış olduğu dualarından biri şudur :
“Allah'ım: Fayda vermeyen ilimden, kabul olmayan amelden, müstecâb olmayan duadan sana sığınırım".

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Ey mü'min, sende şu dört şey bulunursa dünyada kaybettiğin (elde edemediğin) şeylere üzülme: Doğruluk ve sadakat, emanetlere riayet, güzel huy ve yüksek ahlâk, meşru çalışıp helalden kazanmak"[5]

Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi Peygamber Efendimize ve O'nu örnek edinenlerin üzerine olsun


 


Kategori: gunluk | Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

13/4/2006

peygamberimizin hayatından (2)



Merhamet Âbidesi (sas), vefakârdı
Yaşlı bir kadın hurma dalından edindiği asasına tutunarak Resulullah’ın huzuruna girdi. Onu gören Efendimiz hemen ayağa kalktı, mübarek cübbesini yere sererek buyur etti.

Ashab, kadının gördüğü itibar ve iltifatı merak etti. Gidince sordular:

- Ya Resulallah bu kadın kimdir ki, cübbenizin üzerine oturtacak derecede iltifata nail oldu?

Efendimizin cevabı şu oldu:

- Bu kadın bizim rahmetli Hatice’nin (r.anha) dostudur. Hayatta iken ona sık sık gelir, yardım eder, destek olurdu.

***
Biz her şeyi İki Âlemin Güneşi’nden öğrendik
O, varlığın başlangıcından sonuna, insanoğlunun yaratılışından, gidip cennet veya cehenneme ulaşmasına, vicdanların uyanmasından; ötede Cemâlullâh’ı müşâhede etmelerine, îmân ve itikattan, ibâdetin en ince teferruatına kadar pek çok mevzûda ve her mevzûnun gerektirdiği dil ve edâ ile her şeyi o kadar mükemmel anlatmıştır ki, Kur’ân istisnâ edilecek olursa, O’nun beyânına denk başka bir beyânın bulunduğunu söylemek mümkün değildir.

***
Fazilet Güneşi basiretlerimize ışık saçtı
O’nun basiretlerimize çaldığı ışık sayesinde bütün eski dünya ve eski düşünceler bir bir yıkıldı.. zulmetler ışık karşısında bozgunlar yaşamaya başladı.. O’nun, insan, varlık ve Allah adına ortaya koyduğu yorumlar sayesinde, kâinat muhtevalı ve okunaklı bir kitaba dönüştü..

***
Adın sînelerimizden silinmek istendi
Ey ışığıyla karanlık dünyalarımızı aydınlatan Nur, ey o enfes râyihasıyla cihanları ıtriyat çarşısına çeviren Gül, adın sinelerimizden kazınmak ve nâmın yeni nesillere unutturulmak istendi. Bu meş’um gayretlerle beraber şu köhne dünyamız uğursuzluk ağına takıldı ve ümmetin kaderi kamburlaşıp iki büklüm oldu.

***
Kardeşinize lanet edeceğinize dua etseniz ya!
İçki alışkanlığından kurtulamamış biri Resulullah’ın huzuruna gelmişti. Efendimiz ona nasihatlerde bulundu. Efendimiz’in yanından çıktıktan sonra orada bulunanlardan biri “Allah lanet etsin bu sarhoş Himara’ya” dedi. Bunu duyan Efendimiz, sarhoş bile olsa hiçbir Müslüman’a lanet okunmasına razı olmadı ve şöyle dedi:

- Kardeşinizin arkasından lanet okuyarak ona o kötülüğü yaptıran şeytana yardımcı olacağınıza, dua edip de kurtulmasını isteseniz ya?

Bundan sonra bir hatırlatma daha yaparak buyurdu ki;

- Vallahi lanet okuduğunuz o içten adam, Allah’ı ve Resulü’nü seviyor!..

***
Aradığımız, Hak Elçisi’nin gösterdiğinde
Bizler, dünyaya gönderilişimizdeki gaye ve hikmeti, yürüdüğümüz yolda uymamız gerekli olan yol kurallarını ve bu yolculuğun sonuyla alâkalı en sağlam bilgileri sadece ve sadece Hak Elçileri’nin sundukları mesajlarda arama mecburiyetindeyiz.

***
Biz Rabbimiz’i O’nunla tanıdık
Sağanak sağanak başımızdan aşağı dökülen nimetleri O’nun basiretlerimize saçtığı nurlar sayesinde duyup hissettik. Nimete minnet ve şükran duygusunu; ihsan, hamd ü sena düşüncesini O’ndan öğrendik. O’nun sunduğu mesajlarla Yaratan ve yaratılan arasındaki ilişkileri, kul ve Mabut münasebetlerini, Yaratan’ın ululuğuna ve bizim kulluğumuza yaraşır şekilde duyup anlayabildik.

***
O (sas), kâinât kitabının müfessiridir
O, nübüvvetinin gereği bize Cenab-ı Hakk’ı zât-sıfât-esmasıyla bildirir, tanıttırır ve O’na karşı bizlerde sorumluluk duygusu uyarır; bu yönüyle O, bilinmezleri bildiren, idrak edilmezleri ruhlarımıza duyuran bir tarif edici ve bir muallim-i ekberdir. Dinî hükümleri tebliğ, insanî değerleri talim ve ahlâkî esasları temsil yanı itibarıyla da O, muvazzaf bir müşerri’, bir kanun vazıı ve hakikatler hakikatinin bir kavl-i şârihidir.

***
Kararlı, pes etmeyen, soğukkanlı bir zât idi
Keskin zekası; hiç yanıltmayan firaseti; her türlü tereddüde kapalı kararlılığı; azm ü ikdamı; kimseyi aldatmamanın yanında baş döndüren stratejileri; en yaman hâdiseler karşısında dahi asla “pes” etmemesi; musibetlerin yüzüne gülmesi ve belâları iyi okuyup onlardan kitaplar dolusu ibretler çıkarması; şiddet, hiddet ve öfkeye sebebiyet veren münasebetsizlikler karşısında olabildiğine soğukkanlı, olabildiğine temkinli davranması hem O’nun insanüstü karakterini, hem de konumunu ve o konuma göre duruşunu aksettiren hususlardan sadece birkaçıdır.

***
O’nu gören sevdiklerini unuturdu
O’nu yakından tanıyan herkes, O’na, evlât, anne-baba ve bütün sevdiklerinden daha fazla alâka duyar, âdeta O’nun tiryakisi olur ve bir daha da huzurundan ayrılmak istemezdi. O her hâliyle çevresine güven vadeder; söz, tavır ve mimikleriyle her zaman Rabbisinin huzurunda bulunduğunu işaretler; sürekli emniyet soluklar ve herkese demet demet güven dağıtırdı.

***
Tavırlarıyla insanları etkilerdi
Allah (cc) Peygamber Efendimiz’e (sas), iç ve dış yapısı itibarıyla öyle bir genişlik bahşetmişti ki, fevkalâde mütevazı olmasının yanında olabildiğine mehîb ve büyüleyiciydi; huzuruna giren en mağrur ve mütekebbir ruhlar bile Hazreti Muhammed Mustafa’nın (sas) mehâbeti karşısında tir tir titrer, düşünce ve niyetlerinin hilâfına farklı bir hâl alırlardı. Mağrur Kisra elçileri, o mehabet abidesiyle karşılaştıklarında oldukları yerde kalakalmış ve ne diyeceklerini unutmuşlardı.

***
O’nda derinlik ve cazibe vardır
Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve’s-selâm) herkesi ve her şeyi alâkadar eden bir mesajla gelmişti ve vazifesi itibarıyla gönülleri, gözleri dolduracak bir derinlik ve cazibeye sahipti. Yaratılışında olabildiğine bir mükemmeliyet, davranışlarında fevkalâde inandırıcılık ve tavırlarında da her zaman cismâniyetini aşan bir lâhutîlik nümayandı.

***
Dediklerini yaşayan bir insan
O, emin bir iman abidesiydi; dediklerini kılı kırk yararcasına yaşıyor, tavırlarını hep ötelere göre ayarlıyor ve hayatını Hakk’ı görüyor ve O’nun tarafından görülüyor olma derinliğiyle yaşıyordu; herkesten daha hassas davranıyor, her haliyle ciddî bir sorumluluk tavrı sergiliyor; her zaman hüsn-ü akıbet peşinde koşuyor ve gözünü bir lâhza olsun hedeften ayırmadan hep namzet olduğu noktaya doğru koşuyordu.

***
Hüner cehenneme adam itelemek değildir
Efendimiz Medine’de müşriklerden inatçı bir adamı, Hakem bin Keysan’ı karşısına almış, İslam’ın özellik ve güzelliklerini anlatıyordu. Hakem inanmak şöyle dursun, alaycı bir tavırla söz söylüyor, İslam’ın aleyhinde sözler sarf ediyordu. Bu duruma şahit olan Hz. Ömer (ra) dayanamamış ve Hakem’e tepki göstermiş, hatta Resulullah’tan işini bitirmek için izin istemişti. Ama Efendimiz bu çıkıştan memnun olmamıştı. O yine anlatmasına devam etti. Hakem İslam’a girince Efendimiz çevresine döndü ve Hz. Ömer’e de bakarak şöyle buyurdu:

- Size kalsaydı, bunun boynunu vuracak ve cehenneme bir adam göndermiş olacaktınız. Ama gördünüz ki, sabrın ve hoşgörünün sonu hayırdır, zaferdir. Cehennem’e bir adam değil, Cennet’e bir mü’min kazandınız. Bu netice size ders olmalıdır. Bu netice hepimize ders olmalıdır. Hüner cehenneme adam itelemek değil, cennete mü’min getirmektir.

***
En telaşlı ve ümitsiz anlarda bile başarı stratejisi tüllenirdi
Herkesin telâşa kapılıp paniklediği yerlerde O’nun öyle merdane bir duruşu vardır ki, o duruş karşısında hezimetler zafere dönüşür, bozgunlar yerlerini taarruza bırakır ve mağlûbiyetin tozu-dumanı içinde başarı stratejileri tüllenirdi.

***
Eşsiz bir aile reisiydi
Aile efradı arasında O, eşi menendi olmayan bir aile reisiydi.. arkadaşları içinde, kardeşçe, yumuşak tavırlarıyla gönüllere girmesini çok iyi bilen mükemmel bir mürşit ve muallimdi..

***
O bir kral değildi
O, her zaman düz bir insan gibi davranıyor, kendini insanlardan bir insan sayıyor; hakkı olan, halkın da terbiyesinin gereği bulunan büyük payeler isnadından fevkalâde rahatsızlık duyuyor ve çok sevdiği o güzide arkadaşlarına bu konuda yer yer biraz da şiddetli ikazlarda bulunuyordu.

***
Yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyordu
Varlığın “ille-i gâiyesi” konumundaydı ama, ona bir sinek kanadı kadar ehemmiyet vermiyor; sultanlara tahtlar bahşedip taçlar giydirdiği halde, olabildiğine zahidane yaşıyor ve âdeta hayatını dünyaya karşı oruca niyet etmiş gibi fevkalâde bir zühd içinde geçiriyordu; yemiyor, yediriyor; giymiyor, giydiriyor; bir damla nimet karşısında yüz defa şükürle gürlüyor ve hep minnet hisleriyle oturup kalkıyordu.

***
Öldüğünde ne sarayı ne de villası vardı
İki cihanın sultanı olarak yürüyüp Rabb’ine ulaştığında ne sarayı ne villası ne servet ü sâmanı ne de eş ve evlâdına bıraktığı bir malı vardı. Kendi gibi yaşamış, dünyayı kendi gibi değerlendirmiş ve kendine yakışır şekilde buradan göçüp gitmişti. O, dünyaya dünya kadar, ötelere ve öteler ötesine de onların kıymetleri ölçüsünde değer veriyor ve ona göre bir tavır sergiliyordu. 

 


Kategori: gunluk | Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

    • Ana Sayfa
    • Profilim
    • Arşiv
merhaba

.

Şu an bloğumda bulunan arkadaşımıza çok teşekkür ederim!

yine beklerim :)

Sevgiler,

PACİ


Image Hosted by ImageShack.us


Image Hosted by ImageShack.us

Son Yazılarım

  • KUTLU OLSUN
  • Kurdele Nakışı Seccadeleri
  • hac günlüğüm
  • kurdele nakışı örnekleri ismek sergisinden
  • ayetler ve de hadisler
  • son yaptıklarım
  • Ey Resul
  • Kendi Yaptıklarım kırlentler vede oda takımları
  • kızımın şiirlerinden
  • hac
  • ÖZLEDİM
  • hayırlı cumalar
  • Çantalarım(makreme ipinden yaptım)ve kurdele nakışı
  • °°°Resul'e arzuhaliniz...°°°
  • kızımın kitabı ile ilgili(hicran dergisi )yaptıgı söyleşi
  • Esir Düştüm Gözlerinde
  • bismillah
  • gül hüznü
  • tezhip
  • Kolay Rokoko
  • seni sevıyorum
  • NE GÜZELDİR
  • anneler günü
  • İsyan Vakti
  • alıntı
Kitap
www.tumkitaplar.com'dan satın al!

Image Hosted by ImageShack.us

Kategorilerim

  • kurdele nakışı
  • günlük
  • şiir
  • alıntılar
  • sanat
  • hadisler
  • yemek
  • tığ işi
  • örgü

  • Image Hosted by ImageShack.us

    Arkadaşlarım

    • hussoloji
    • gelincikler
    • ahsennur
    • goznuru
    • fatma topbay
    • sumeyye2
    • neslinursema
    • nesrin768
    • woelfin Barış
    • neslinursema1
    • beyzaca
    • nurla
    • rahmiye rahmiye
    • kendinyapsandahaiyiolur
    • hafsa
    • neslinursema2
    • neslinursema3
    • kalender2006
    • turkuaz70
    • mansur
    • islamhukuku
    • pelinimm
    • candedim
    • ilmekilmek
    • bahardali
    • dilefkar
    • beyazgulalev
    • igra
    • subat75
    • uyangozlerim
    • bizimada
    • affeyleallahim
    • ahirem
    • gulsevincehobi
    • sonsuzlukkervani
    • vaktivisal
    • hazanmevsimleri
    • okumaca
    • orguhazinem
    • gulserenoten
    • filiz70
    • bilgimolsun
    • kafkasgelini
    • filizden
    • orgucafe
    • 290405
    • ohhbe
    • yagmur056
    • mevlana1
    • davutkurkut
    • emekyemek
    • avsarkizi
    • nurbozkurt
    • suudiden
    • esramelek
    • arzuasya
    • deligece
    • tatlihayat
    • sivist
    • eskicim
    • paci1
    • ebruname
    • kartanesi12
    • hsny
    • yuksektopuklar
    • nazarboncugu1976
    • busecegunler
    • sevda94hilal
    • B.Civanın Annesi
    • emeklilikhaber
    • tugcenagihan
    • paci2
    • busraustaomer
    • bebekpatikleri
    • cocuklarinizahikayeler
    • danteloyaornekleri
    • isimfali
    • suvetermodelleri
    Image Hosted by ImageShack.us

    Bağlantılarım

    • RSS
    • şiir
    • yemek
    • dantel
    • para
    Image Hosted by ImageShack.us


    VEDA HUTBESİ

    Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanirrahim

    EY İNSANLAR!

    Sözümü iyi dinleyiniz.Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha birleşemeyeceğiz.

    İNSANLAR!

    Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur.


    ASHABIM!

    Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin! Olabilir ki bildiren kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlıyarak muhafaza etmiş olur.


    ASHABIM!

    Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Faizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Lâkin borcunuzun aslını vermek gerektir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahilliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz deAbdulmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir.

    ASHABIM!

    Cahilliyet devrinde güdülen kan dâvâları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu (amcazadem) Rebia'nın kan davasıdır.


    İNSANLAR!

    Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden tesir ve hakimiyet kurmak gücünü ebedi suretle kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

    İNSANLAR!


    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzeridne hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki

    hakkınız, onların, aile yuvasını, hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe döğüp sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, memleket göreneğine göre, her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.


    MÜ'MİNLER!


    Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    MÜ'MİNLER!

    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman müslümanın kardeşidir, böylece bütün müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz başkasına helal değildir. Meğer ki gönül hoşluğu ile kendisine vermiş olsun...


    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Blogcu ile yapıldı
    Image Hosted by ImageShack.us