hac günlüğüm
9/mart/2000 tarihinde gitmiştim
Ruh ve duygularımızın kirlenmiş olması sebebi için çıkıp, o güne kadar tanımadığımız farklı bir kapıdan bir başka aleme yolculuktur hac.
Bazen neşe, bazen korku, bazen muhasebe duygularıyla buruklaşan ruh alemi sanki ahiretin koridorlarında yürüyormuşcasına tedbirli ,temkinli duygularla o manevi alemin yolcusu olursun bir anda.
Eski bir denteli sökercesine ,benliğinde bütün duygu vede düşünceler ilmek ilmek sökülüp yeni bir dantel örmeye başlarsın ..bu kez hiç eskimeyecek bir dantel..
Kalp yeni taptaze gerçeklerle tanışıp halleşip ve hiç unutmayacagın duygularla manevi alemde derinleşirsin.
Kabe kadar güzel hüzünlü ama çözemediğim sırlarla dolu mekan.
el sürme isteğini paylaşan ruhlar ebediyen başka bir ibedet yeri aramadan kurtulup. Yakaladığın bu cazibeyi unutamazsın burada.
ARAFAT.![]()
Burada yaşanan zamanın öyle derinliği vardır ki, ilk kez bulunma bahtiyarlığına ermiş ruh, beden herhalde hiç ölmez sanırsın....
Duaların, yakarışların ,iç çekmelerinen ürpertici haline şahit olursun.
öğle namazı ile başlayan ve sonra ağlayışlar gökyüzünde meleklerin çığlıkları ile bütünleşen bir tablo..
Ebedi saadet ümidi vücutlarda hissedilen hafiflik, bir büyük açılışın sağnak halinde yağan rahmet onunla yıkanan beden dünyaya ait olan herşeyden sıyrılıp, hülyalara daldığın bir okyanus...
ödüllendirildiğin gün"hacı olmak"
MÜZDELİFE
Sonsuzluğun mekansızlığa, ğöklerin yere indiği arzın semavileştiği duygularla inersin müzdelifeye.
başka bir liman, oradada bakışların buğulandığı başka bir heyecanla çarpan kalp
ezan ve kametlerle yapılan vakfe gene bedenleri saran duygular ,ruhlara en yüce hakikatı tekrar hatırlatan bir film şeridi..
farklı bir pencereden ayrı bir netlikle bakıp yalvarma isteme yeri(kul haklarından kurtulmak için)
MİNA
"
Arafat müzdelife vakfeleriyle temizlenmiş kalpleri, mantığın zindanına koyup ruhuna teslim ettiğin benliğinle varırsın minaya.
konaklama kısa sürüp öfkenin ,hırsın velhasıl nefislerin paylarını aldığı mekan.....
JAMARAT
3günlük derinleştirilen duygu ,düşüncelerle varırsın bu mekana .
elindeki taşlarla kovalarsın ,yaralarsın belkide öldürürürsün nefsini*(ŞEYTANI)
sonra dönersin kabeye ,verilenlerin yaptıklarının karşılığında aldığın belgeyi imzaladığın gündür
o gün "HACI"
Rabbimin sundugu o nefis sofranın sonu....
Evet..işte bitti rabbimin seni ağırlaması, sağnak halinde yağdırdıkları...
artık sen kendini ağırla bu günden sonra.....

Mümkünmü o güzellikleri unutmak arar.Annenin elinden tutmuş bir coçuk gibi ,güvenli dönerken telaşlı ,endişeli fakat okadarda ümitli yol alırsın. kendini dönme büyüsüne kaptırmış ruh ne bilinmez kapılardan geçer....
Kabenin büyüklüğü derinliği canlanıp seni saracakmış gibi hisseder ürperi tarif edilmez acılar sarar ruhunu bedenini kahrolursun.
Bu noktaya ulaşan ruhun eda ettiği tavafın namazın içtiği zemzemin tadı daha başka olur .
O gün bir başka görünür gözüne Kabe....
duymaduğın sesleri duyar kulakların..
gözyaşların kurur sanki ağlamaktan ,evet gelmiştir artık... vakit
VEDA zamanı ............
kelimeler yetmez vallahi hissettiklerİne duygular şaha kalkmış at misali ,yaparsın tavafını ağlayarak ayrılırsın artık oradan
birdaha dönmemek üzere...
MEDİNE

Kalpte yanan bu ayrılık ateşi birden küllenir akla gelen düşüncelerle,
yoğunlaşır düşünceler RASULLULAHA.
kavuşma arzusuyla
dağlar secdeden kalkmaya başlar nöbet tutan askerler gibi dikilirler yol üstünde,
tabelalar direkler boş durmaz zikre cagırır seni,
karanlıklar içinden fark edersin bir ok " TAİF" diye
tüylerin ürperir bakışların bulanır beynine hucüm eder kanlar ,hırslanırsın arslan kesilirsin o an...
fazla sürmez o hal dönersin eski haline gel,ince aklına RASULUNsözleri...
zikirlerle molalarla gittiğin yolda çıkar karşına KUBA
Minareleri bembeyaz heybetiyle daha içine sindiremeden yol döner sağa varırsın menzile. on minaresiyle acılan kubbeleriyle
MESCİDİ- NEBEVİ
MEDİNE
Yanı başında yatar ashap dümdüz toprak altında ,genede memnunlar arkadaşları ,efendileri ışık tutar o karanlık topraga.
Bir başkadır baki mezarlıgı .
yaşanır, paylaşılır oradaki umutlar, yalnızlıklar, güzellikler ve neler neler..
günler başlar namazla, önüne gecilmez bir duyguyla arzuyla çetin bir savaştır " cennet bahcesinde" kılınan namaz
UHUD
Hurma ağaclarının arasından gecersin yalnız daga (UHUD) varırsın
bir başka güzeldir dağlar boynu bükük karsılar
hz.HAMZA cağırır seni yanına.
tepedeki okcuların terkedşlerini görür, hüzün kaplar ruhunu yaşarsın sanki o anı.
o buruk günü şehitlerin toplanması yaraların temizlenmesi cenaze namazlarının kılınması, hisseder görürsün ruhunun derinliklerinde bakışların değişir .....
döner gelirsin SAV efendimizin yanına diz çöker yalvarırsın aglarsın şefaat dilersin o güzel bahçede.
etrafında kalabalık kalkar, kalırsın tek başına duyarsın HZ. hüseyin HZ. hasanın seslerini dalar gidersin
hülyalara keşkeler başlar yine ne olurdu sanki o zamanlarda yaşasaydın diye...
gelir ayrılık günü anlatılmaz duygular "elveda ya resullullah" maniler yerleşir dudaklara .
mekkeden ayrılırken teselli vardı kavuşacam diye RASULLULLAHA ya şimdi ne var ...
..
Ruhunu oralarda bırakıp bedenini yüklenip gelirsin havaalanına.
bir rüya gibidir şimdi zaman .
Zaman, hasret alevlenir damarlarında akıtır gözyaşlarını durursun .
Rüyalarınla paylaşırsın o güzellikleri
"hasret ne güzel kavuşurken
bölünmez ikiye dal yeşilken"
Bir ses, bir resim ,bir insan gördükce coçuklar gibi coşar .
Canlanır anılar yalvarır durursun rabbim tekrar nasip et diye.....
ÖZLEDİM












Hz. Muhammed ( s.a.v )
